6 Aylık Bebek Baba Der Mi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Sokakta yürürken, bir çocuğun babasına “baba” dediğini duymak insana bazen neşeli bir anı hatırlatabilir. Ancak bir bebek için “baba” demek, toplumsal cinsiyet rollerine, çeşitliliğe ve sosyal adalete dair çok daha derin bir soruyu gündeme getiriyor. İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde yaşarken, gündelik yaşamda sıkça karşılaştığım bu tür durumlar, hep bana toplumsal normların, beklentilerin ve kalıpların insanların yaşamlarına nasıl şekil verdiğini düşündürüyor. 6 aylık bir bebek baba der mi? Bu soru, sadece bir dil gelişimi meselesi değil; aynı zamanda toplumda rollerin, aile yapılarının ve kimliklerin nasıl inşa edildiğine dair önemli bir sorgulama.
Ailenin Tanımı ve Toplumsal Beklentiler
Çocukken “baba” demek, pek çok çocuk için en anlamlı kelimelerden biridir. Fakat toplumsal olarak, bir çocuğun bu kelimeyi kullanması bekleniyor ki, bu da genellikle çocuğun dil gelişimi, aile yapısı ve çevresiyle doğrudan ilişkili. Ancak, 6 aylık bir bebek için “baba” demek, dilsel bir beceri meselesinin ötesinde, aynı zamanda ailenin rollerini ve babalık kavramını nasıl inşa ettiğimize dair bir sorgulamadır.
Sık sık toplu taşıma araçlarında, özellikle sabahları işe giden ebeveynlerle karşılaşıyorum. Birçok kadının, babaların genellikle evdeki sorumluluklardan daha çok “çalışan” olarak tanımlandığı bir toplumda yaşıyoruz. Çoğu zaman, babaların çocuklarına gösterdikleri sevgiyi, ilgiyi ve etkileşimi görmek zordur çünkü genellikle dışarıda, işte ya da “baba” figürünün beklenen rolüyle ilişkilendirilirler. Oysa, evdeki gerçeklik bambaşkadır. Çocuklarına “baba” diyen bir 6 aylık bebek, toplumsal olarak genellikle bu kelimeyi sadece biyolojik bir ilişki üzerinden anlamlandırır. Ancak, babalık kimliği, ailenin içindeki sosyal yapıya, rollerin paylaşılmasına ve ebeveynlerin karşılıklı desteklerine göre çok daha çeşitlidir. Bazen bir bebek, farklı aile yapıları ve ilişkiler içinde başka kelimeler de öğrenebilir.
Babalık, Çeşitlilik ve Kimlik
Toplumda babalık, heteronormatif bir çerçevede inşa edilir. Bir baba, genellikle bir ailenin başı, çalışanın, koruyucu figürü olarak tanımlanır. Ancak bu, babalığın ve aile yapısının sadece bir biçimidir. Sokakta karşılaştığım birçok farklı aile tipi, bu klasik anlatıyı zorlar. Çeşitli cinsel yönelimler, farklı kültürel kökenler ve aile yapıları, toplumsal cinsiyetin ne kadar esnek bir kavram olduğunu ve kimliklerin çeşitliliğini gözler önüne seriyor.
Örneğin, eşcinsel çiftlerin çocukları “baba” dediğinde, bu kelime farklı bir anlam kazanıyor. Burada, biyolojik babalıkla birlikte duygusal babalık, bakım verenlik ve ebeveynlik gibi kavramlar devreye giriyor. İstanbul’un bir semtinde, birkaç hafta önce tanıştığım bir çift, çocuklarına her ikisi de “baba” diyordu. Bu, benim için büyük bir farkındalık yaratmıştı. Babalık sadece bir biyolojik ilişki değil, duygusal bağ ve sorumlulukla ilgili bir kavramdır. 6 aylık bir bebek, kelimeleri henüz doğru şekilde telaffuz etmiyor olabilir ama öğrenmeye başladığında, “baba” demek, çocuğun duyduğu sevgi, bakım ve ilgiyi ifade etmenin bir yolu olacaktır.
Sosyal Adalet Perspektifinden Bakmak
Sosyal adalet, herkesin eşit fırsatlara sahip olması gerektiğini savunur. Ancak toplumsal normlar, çoğu zaman bu eşitlik anlayışını engeller. Özellikle erkeklerin ve kadınların toplumsal rolleri, bireylerin kimliklerini ve ilişkilerini şekillendirirken, bu rollerin dışına çıkan bireyler için toplumda bir dışlanma söz konusu olabilir. 6 aylık bir bebek için “baba” demek, bazen bu toplumsal baskıların farkına varmamıza yardımcı olur.
Bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken, cinsiyet eşitliği ve çeşitlilik üzerine yaptığımız çalışmalar, bana çok şey öğretti. Çoğu zaman, toplumsal cinsiyet normlarının, insanları ne kadar dar kalıplara soktuğunu gözlemliyorum. Çalışma arkadaşlarım arasında, hem kadınların hem de erkeklerin çocuk bakımında eşit rol alması gerektiğini savunan çok sayıda insan var. Ancak pratikte, özellikle erkeklerin çocuk bakımına katılımı, toplum tarafından hala ‘garip’ olarak algılanabiliyor. 6 aylık bir bebek için baba demek, aslında toplumun bu eşitsiz yapısının sorgulanması gerektiğine dair bir hatırlatmadır.
Sonuç: Dil ve Kimlik Arasındaki Bağ
6 aylık bir bebek için “baba” demek, toplumsal cinsiyet rollerini, kimlikleri ve aile yapılarını düşündürten derin bir sorudur. Babalık, sadece biyolojik bir ilişkiyle sınırlı değildir; aynı zamanda bir kimlik, bir sorumluluk ve bir sevgidir. Farklı aile yapılarına, farklı kimliklere ve toplumsal cinsiyet anlayışlarına sahip bireyler için, bu kelimenin anlamı farklılıklar gösterir. Toplumun, her bireyi kendi kimliğiyle kabul ettiği, farklılıklara saygı duyduğu ve eşit fırsatlar sunduğu bir gelecek, dilin ve kelimelerin de bu çeşitliliği yansıtmasıyla mümkündür. 6 aylık bir bebek “baba” der mi? Belki der, ama belki de o kelime, aile içindeki tüm çeşitliliği ve eşitliği temsil eden bir sembol olacaktır.