İçeriğe geç

Gurbetçilerin Türkiye’deki sağlık ve tedavi i̇şlemleri nasıl yapılıyor ?

Gurbetçilerin Türkiye’deki Sağlık ve Tedavi İşlemleri: Bir Anı, Bir Hikâye

Annemin telefonundan gelen sesli mesajı her zaman aynı gibi gelir bana. Ama o gün biraz farklıydı. Yüzümde bir gülümseme belirirken, birden içimi garip bir tedirginlik kapladı. “Oğlum, babanın tansiyonu biraz yükseldi, sanırım doktora gitmesi gerek.” dedikten sonra telefonu kapatmıştı. O an, o sesin içindeki hüzünle karışan endişe duygusu beni fazlasıyla etkiledi. Annem, her zaman daha sakin, daha kontrollü olurdu. Ama o gün hissettikleri her şeyin derinliğiyle, bana hayatımda belki de en önemli görevimle geliyordu: Babamı hastaneye götürmek. Hangi hastaneye? Nerede? Hangi doktor? Türkiye’deki sağlık sistemine bir yabancı gibi girmeye karar veren bir gurbetçi ailesinin çocuğu olarak, kaybolan güven duygusuyla bir yolculuğa çıkacaktım.

Başlangıçta Her Şey Göz Korkutucu

Bir hafta önce Türkiye’ye geldiğimizde, her şey ne kadar yolunda gibi görünüyordu. Babamın sağlık durumu, zaten yıllardır takibi gereken bir şeydi. Ama annem bana her zamanki gibi “Bize de bir şey olmaz, bir sıkıntı yok” diye rahatlatmıştı. İşte o “bir şey olmaz”ı bir kenara bırakıp, hastaneye gitme kararı aldık. Hem ben, hem de annem bir yandan ne olursa olsun güven arayışındaydık, bir yandan da bu işin ne kadar karmaşıklaşacağını hissediyorduk.

O kadar yıllar geçmişti ki, hastane kültürüne, doktor muhabbetlerine alışmıştım. Ama sonrasında öğrendim ki, gurbetçi olmanın verdiği yabancılık, her şeyin çok daha zor olmasına yol açabiliyordu. O an, Ankara’daki büyük bir hastaneye geldik. Kapısından girmemle, içeri adım attığımda, “Tamam” dediğimi hatırlıyorum. Hani o “Tamam” kelimesi, her şeyin yolunda gideceğine dair kendime ve anneme söylediğim, ama gerçekte korkunç bir belirsizliğin içinde ne yapacağımı bilmediğimi itiraf ettiğim bir “Tamam”dı.

İlk Adımlar: Kayıt İşlemleri ve O Zorlu Bekleyiş

Sadece birkaç dakikalık bir mesafe vardı. Ama hastaneye girmemizle birlikte sanki dünya dönmeye başlamıştı. Kayıt işlemleri, sigorta bilgileri, doktor seçimi derken, her şey normalden daha karmaşık görünüyordu. Kendi sağlık sigortamızın Türkiye’de geçerli olup olmadığına dair bilgiler sürekli değişiyordu. “Hangi sağlık sigortasını kullanıyorsunuz?” diye soran hemşire, bize sanki bu soruyu her gün yüzlerce kez duyuyormuş gibi, endişesizdi. Biz ise yabancı bir dilde adeta işkence gibi olan bu süreci tamamlamaya çalışıyorduk.

Ve sonra o bekleyiş başladı. Bir yandan babamın sağlığı, bir yandan da bu bürokratik engeller arasında kaybolmuş hissettim. O kadar kolay değilmiş meğer! Hem fiziksel anlamda hem de duygusal anlamda… Bekleme odasında diğer insanları izlerken içimde karmaşık bir düşünce vardı. Burada olmanın, burada olma zorunluluğunun verdiği yalnızlık, kalbimi sıkıştırıyordu. Anlamıyordum, “Neden burada olmalıyız?” diye soruyordum içimden. Ama işte gurbetçilik diye bir şey vardı ve bir yandan “Evet, biz buradayız” diyordum.

Yavaş Yavaş Bir Güven Arayışı

Hekim babamı muayene etmeye başladığında, önceki duygularım yerini bir rahatlamaya bıraktı. “İyi ki gelmişiz” dedim. Gerçekten de, Türkiye’deki sağlık sisteminin sunduğu olanaklar ne kadar derinleşmişti. Gerçekten, pek çok gurbetçi için bu noktada rahatlayabilmek bir hediye gibiydi. Çünkü Türkiye’deki hastaneler, her ne kadar bürokratik engelleri olsa da, bir hastanın gerçekten sağlığına kavuşabilmesi için elinden geleni yapmaya çalışan uzmanlarla doluydu. Sonrasında babamın tansiyonu hakkında daha fazla bilgi aldık ve tedavi sürecine başladık. O anlarda gerçekten huzura kavuştuğumuzu hissettim. Tansiyon problemi geçici bir durumdu ama duygusal olarak hala bu sağlık işlemlerinin karmaşıklığına ayak uyduramıyordum.

Bana göre, burada en zor olan şey, bir yabancı olarak sadece iyileşmek değil, aynı zamanda bizzat süreç içinde kendini kaybolmuş hissedebilmekti. O bürokratik sıkıntılar, belirsizlikler ve kaybolan güven duygusu, gurbetçilerin yaşadığı en derin duygulardan biri. Ama, bu sağlık yolculuğu bana öğretmişti ki, gurbetçi olmak demek sadece yabancı dil bilmek değil, o dilin ve kültürün içine dahil olamamanın verdiği sıkıntıları da yaşamak demekti.

Sonuç: Yavaşça İyileşen Bir Güven

Sonunda, tedavi süreci tamamlandı ve babamın sağlığı düzeldi. Ama ben hala içimde o duyguyu hissediyorum. Gurbetçi olmak, bir nevi her zaman yolculukta olmaktır. Yola çıkarken belirsizlikle dolu, ama sonunda evimize döndüğümüzde, bir nebze huzurlu bir ortamda buluruz kendimizi. Türkiye’deki sağlık ve tedavi işlemleri, bazen bu yolculukları zorlaştırsa da, sonuçta gerçek güveni bulmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hissettirdi.

Bazen, her şeyin yolunda gitmeyeceğini kabul etmek gerekir. Ama bu da, gurbetçi olarak hayatın sunduğu en büyük derslerden biridir: Bir şeyin içinde kaybolduğunda, her zaman o kaybolmuş hissettiğin yerden çıkıp, kendini yeniden bulabilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet güncel tulipbet giriş